HASTA YÜREK REÇETESİ

Kapının önünde bir süre durup derin bir nefes aldım, bu kalbim yerinden çıkacak sanki. Hem ümit var içimde derdime derman bulacağım diye hem de korkuyorum derdim hep ben de kalır diye. Hep aynıyız, biraz korku biraz ümit…
Kendimi topladım, çaldım doktorun kapısını…

Eveet, bir bakalım… Filmler, tetkikler, değerler… Büyükçe bir parçalanmışlık var ama yeni değil. Bu da tedaviyi güçleştiriyor, kenarlar kabuk bağladığı için parçaların birleşmesi zorlaşıyor. Sağlam bir bünyeniz var, bu kadar büyük boşluk oluşmuş bir vaka için gayet iyi görünüyorsunuz. Şimdi bir kumaş düşünün, bir yerinde koca bir delik var. Çekiştirip dikeyim dersen kumaş büzüşür, yama yapayım desen kumaş değerlidir bu nedenle çok tercih edilecek bir yöntem değil. Tek çare, zaman içinde parçalanan yerlerden minik minik örerek kumaşı toparlamak. Sonrasında, kullandıkça eskisi gibi olur. Anlatabildim mi?

Evet, anladım da hasta yürek reçetesi nedir?

Şimdiii, şu torbada harfler var. Bunları bol bol kullanın. Gerçek dostlarla konuşarak, gönlünüzden geçenleri yazarak kullanın. Böylece başka yüreklere değecek ve size dönecek. Hemen faydasını göreceksiniz. Torbadakiler az diye düşünmeyin, kullandıkça çoğalacak.

Bu torbada, kelime ve cümleler var. Çok bitkin ve yorgun zamanlarınızda harfleri toparlayamazsanız ara vermeyin, hemen bunlardan kullanın.

3. torbada noktalama işaretleri var. Çekinmeden kullanın. Parantez açın, ünlem yapın, noktayı çok koymayaya çalışın. Üç nokta koy, gerisi gelsin. Soru işaretini de sık sık kullan, kendine sor, karşındakine sor. Bildiklerin, bilmediklerin yer değiştirsin. Bunlar hep iyileşme sürecini hızlandıracak.

Bu küçük şişede de zemzem var. Ara sıra ağlamalısın, duası bile var, “Ağlamayan gözden, sızlamayan kalpten sana sığınırım ya Rab.” diyor. Ağlamak iyidir ama düşmanın pek görmesin, onun içini serinletir senin gözyaşların. Yazık olur, gözyaşı kıymetlidir. Ağlamakta sıkıntı çekersen, bu zemzemden “Bismillah” deyip üç yudum iç, dua et. Bu mübarek ya ter olur ya da gözyaşı. Yüreğini ferahlandıracak.

Çok teşekkür ederim, hepsini uygulamaya çalışacağım. Bu büyük torbalar ne?

Bunlar içinde kalmış kelimeler, harfler, cümleler. Bak bozulmuş, birbirine yapışmış, tetkikler sırasında çıkmış bunlar. Daha fazla olsaydı, çok sıkıntı verirdi. Bundan sonra biriktirme, korkma içindekileri dök, yüreğin temiz ise kötü bir şey çıkmaz. Ama birikirse sana zararı çok olur.

Allah razı olsun doktor bey…

Hepimizden… Doktor değil de devacı diyelim. Geçmiş olsun.

İlaçlarını alıp, teşekkür ederek çıktı. Devacıyım demekle şifa Allah’tan demek istedi herhalde, doğru tabi…

Tam arabayı çalıştıracak, filmleri unuttuğunu farketti. Tekrar doktorun muayenehanesinin yolunu tuttu. Kapıyı çalıyor, açan yok. Kat görevlisi yanına geldi, doktor bey bu hafta seminerde yok, boşuna çalmayın kapıyı, dedi.

Ama ben daha yeni görüştüm, diye mırıldandı.

Yok, yanlışınız var hanımefendi. Yalnız bir bey, gelip doktoru soracak hanıma şu filmleri verirsin dedi. Bunlar sizin mi?

Evet, kimmiş, adı ne?

Adım Hızır Devacı dedi.

Sıçradım, uyandım. Ha rüya ha gerçek…

18 yorum
Write a comment