Tarihi Kemeraltı Çarşısı

Kemeraltı çarşısı

Her İzmirli için renkli ve heyecanlı anılar saklar tarihi Kemeraltı Çarşısı.  Z kuşağı belki bilmiyor belki de önemsemiyor ama önceki kuşaklar için tam teşekküllü, popüler bir açık avm sayılır burası. Çarşı büyük bir alana yayılmış, çocukluğumda genellikle Mezarlıkbaşı tarafından girerdik. Hemen girişin sağında bir oyuncakçı vardı, orada kesin bir durur ve vitrindeki gözleri açılıp kapanan, sarı saçlı oyuncak bebeği seyrederdim. Onu almadık, çok pahalıydı her istediğimiz alınmazdı ama biz vitrinde seyretmesini bile haz bilirdik. Kemeraltı’nı gezerken özellikle gittim, yine vitrine baktım.  Oyuncakçının hemen karşısında asırlık Şen Çerezci vardır, şimdi torunu işin başında uğrayıp hem sohbet ettim hem alışveriş hem tadım yaptım. İkram edilen fıstık, kuru kayısı/erik, nohut, karadut lokumunun hepsini yedim. Eski çarşılarda yaşanılan bu ahbaplık havası yok işte avm denilen kutu pazarlarda…

Havra Sokağı rengarenk bir yerdir…

Havra sokağı birlikte yaşama kültürünün adıdır İzmir’de

Kemeraltı Çarşısı‘na Havra Sokağı’ndan girerseniz kalabalığı ve ahengi ile birlikte yaşama kültürünü hissedersiniz. Esnafın bir kısmı kürt kökenlidir, sokağın adını aldığı havralar ve etnik azınlık da varlığını hissettirir. Sokak cıvıl cıvıldır… Rengarenk, ışıl ışıl tezgahlar, taze birbirinden leziz meyve sebze, yiyecek. Benim favorim, leblebi şekeri aldığımız yer ve tam karşısındaki tahin helvacıydı. 130 yıllık Manisalı helva hala orada duruyor, dev helva blokları ne hoşuma giderdi hey gidi hey… Bazen havra sokağından karışırdık çarşının içine, sağa dönsen kuyumcular, devam edersen Şadırvanaltı gelinlikçiler. En az 10 yıl olmuştur Kemeraltı sokaklarına gelmeyeli, ilk farkettiğim eski kalabalık ve canlılık yok. Omuz omuza dolaşılan sokaklar tenhalaşmış, Tarihi Kemeraltı Çarşısı da avm kültürüne yenik düşmüş galiba ama buralar sadece çarşı değil ki hem tarih hem kültür hem kentin izi. İşte bu yüzden İzmir, Kemeraltı’na sahip çık!

Kestane pazarı, Kemeraltı’nda ayrı bir dünya…

Kestane pazarı renkli, kırmızı branda çekici…

Kemeraltı’nda Şadırvanaltı İstanbul’un Mahmutpaşa’sı gibi gelir bana, “buyur abla ne lazımdı, manto kaban mont gelinlik abiye bizde” diyerek müşteriyi buyur eden esnaflar, daha hesaplı alışveriş için bütün dükkanları turlayan müşterilerin buluştuğu yerdir buralar. Sadece gezmek için gelen, kolkola girmiş hem laflayan hem de tezgahları süzen hanımlar çoktur. Yürümeye devam ederseniz  Kestane pazarının içinde bulursunuz kendinizi, burada her türlü yiyecek sıra sıra dizilmiştir. Arada manifatura, nalbur dükkanları olsa da ağırlık renk renk, iştah açıcı kuru gıda, baharatlar ile lezzet ağırlıklıdır. Tarihi Kestane Pazarı Camisi yanında çocukken gittiğimiz pideci var. Tabakta değilde kağıt üzerinde gelen ve elle yediğimiz pide, yanında cam şişede ayran ve üzerine korkakça serptiğim kırmızı pul biber. Ne çok flash back yaşadım Kemeraltı Çarşısı gezisi içinde. Yeri gelmişken söyleyeyim, Kemeraltı Çarşısı’nda ne yenir söyle bakalım derseniz, bu pideci ve Anafartalar caddesinde tarihi börekçide pudra şekeri serpilen lorlu börek diyebilirim. Tatlı mı? Onu uzun uzun anlatmam lazım, önce şurada bir turşu suyu içelim.:)

Meşhur Kemeraltı Turşucusu ve 100 çeşit ekşi lezzet

10 metre öteden ağzınızı sulandıran bir yer:)

Meşhur Kemeraltı turşucusu da çarşının klasiklerinden sayılır. Kestane pazarından Tarihi Başdurak Cami şadırvanı’na doğru yönelince tam sokağın başında köşede hep bir kalabalık hep bir hareketlilik vardır. 100 çeşit turşudan çok, turşu suları için gelir insanlar. Turşu suyu deyip geçmeyiniz, devir probiyotik devri buraya uğramadan geçmeyin, esnafı için biraz ters diyorlar, evet ben de öyle hatırlıyorum ama neticede turşu suyu satıyorlar o kadar etkilenme kaçınılmaz:) Çardak gölgesi altında şadırvan, köşede balık keyfi, karşıda kokoreç ama bildiğiniz değil bilmediğiniz türden bir lezzet. Hani Avrupa Birliği almazsa almasın dedirten cinsten, ben bir kere yedim evet güzel. Kemeraltı Çarşısı demek ayaklarına kara sular inmek, sık sık acıkmak ve meşhur lezzet duraklarında mola demek.

İzmir’in meşhur tatlıları

Kazandibinin tepsiyle yendiği yer:)

İzmir’in meşhur tatlılarında ilk sırada lokma, şambali var. Onlar da çok sevdiğimiz arkadaşlar ancak bir de sütlü tatlılar var kiii… Bugün Türkiye’de markalaşmış Bolulu Hasan Usta ve Özsüt İzmir merkezlidir. Hasan Usta’nın Kemeraltı cami karşısındaki küçük dükkanı önce Alsancak Gündoğdu  bulvarına oradan da Özsüt gibi zincir şubelerle tüm Türkiye’ye yayıldı. Aslında İzmir marka değerine sahip birçok girişiminin üzülerek söylüyorum kıymetini bilmiyor. Mesela ilk tanzim satışlar olarak kurulan ve Tansaş markasıyla yerelden global ölçeğe tırmanan dev marketler zinciri Koç grubuna satılarak yok olmuştur. İzmir Enternasyonel Fuarı da dünyanın ilgisini çekerken şimdi yerli halkın bile gözünden düşmüş durumda. Siyasi bir söylem değil bu yazdıklarım, değerlerine sahip çık İzmir diyorum içimden/dışımdan. Ama İzmirli boş durmuyor sayın seyirciler, Süt Çiçeği süt tatlıları  10 metrekarelik dükkan önünde kuyruk olan tatlıseverlere tepsi tepsi kazandibi yetiştiriyor. Sade ve bademlisini yedim, zaten sütlü tatlıya bayılırım çok beğendim bir daha ki sefere tepsi ile alıp kaşıklamak suretiyle kızlarımla yiyeceğim:) Kemeraltı Çarşısı’nda ne yenir diyenlere çok şiddetle tavsiye ederim…

Asırlık Yeni Şükran Oteli

Asırlık Yeni Şükran Oteli

Kemeraltı için 7000 yıllık bir geçmişten söz ediyoruz aslında Yunan, Bizans, Roma, İpekyolu, Ceneviz ve kim bilir liman şehri olarak daha kaç uygarlığın izi var İzmir’de.  Özellikle kıyı şeridi ulaşım, konaklama ve alışveriş amaçlı yüzyıllardır kullanılmış, tam bir çarşı tam bir pazar yeri Kemeraltı. Merak edenler olabilir hemen yazayım, Kemeraltı ismi ise tarihsel seyrinde cadde boyunca uzanan arasta denilen kemerlerden geliyor. Artık kemerler yok ama çarşı içinde bir arasta han var. Abacıoğlu Han da çok güzel bir restorasyon geçirmiş. Tarihi hanın içinde sakin bir avluda,  tam bahçenin ortasına küçük bir kütüphane monte edilmiş bir direğin üstüne, dileyen açıp kitabını alıyor. Hem alışveriş hem kahve kitap keyfi…

Şükran Oteli’nde sürpriz karşılaşma

Kemeraltı’nı bunca yıl sonra merakla dolaşırken özellikle Tarihi Şükran Oteli‘ne de gitmek istedim. Avlusundaki küçük havuzun etrafında masalarda çay kahve içen mutlu kalabalık fotoğrafları vardı aklımda. Ancak caddeden içeri girip kapısına geldiğimde şaşırdım, boş havuzun etrafına seyyar ayakkabı tezgahları dolmuş, mutlu kalabalık da yok. Daha önce içine girmemiştim, şimdi bu otelin hali nicedir araştırmacı gazetecilik yapmanın zamanı değil derken otel kapısın önünde çok eskilerden tanıdık bir ses bir sima… Siz beni tanıdınız mı? Yok çıkartamadım şeklinde giden sohbet sonunda neredeyse 40 yıldır Yeni Şükran Oteli’ni işleten İlyas Camtaş en eski aile yadigarlarımdan biri olarak karşıma çıkıyor. Ne anılar yaşattı bana bugün Kemeraltı sokakları… İlyas amca beni gördüğüne çok mutlu oldu, ben ise anne babamın hatırasıyla küçük bir kız çocuğu gibi hissettim. Vay amcam ya diye diye gözleri parıldayarak baktı, hemen bir çay ısmarladı. Otelden, vakıfların sit saydığı bölge olduğu için bir çivi bile çakamamaktan, mülk sahibinin de elinden bir şey gelmediğinden söz ettik. Çıktım oteli dolaştım, yukarıdaki fotoğrafa yansıyan hüzün var Şükran Oteli’nde. TRT güzel bir belgesel hazırlamış, izlemek isterseniz burada…

Tarihi Kemeraltı Çarşısı ve manevi atmosferi

400 yıllık Hisar cami tadilatta…

İzmir’in manevi atmosfer taşıyan yerlerinden  Hisarönü… Tarihi Hisar caminin önünde hem sohbet hem ticaret hem maneviyat vardır. Hisarönü dev bir çardağın gölgelediği, hasır taburelerine oturup çay kahve içilen bir yer olarak aklımda. Uzun yıllar sonra tekrar gittiğimde güneş ışıklarının arasından sızdığı, esen yeli geçiren çardak yerine kocaman bir branda ile karşılaştım. Eski hali ne güzeldi… Hisar cami tadilatta ama bir daha ne zaman gelirim deyip, kapısını açıp girip bir vesikalığını çekip koydum arşive. Hisar cami etrafında dolaşmak, labirent gibi sokaklara girmek bıkmadan yapılan rutinlerdir. Yorulduğunuzda Kızlarağası Han’a doğru yönelirken Şükrü Bey’in yerinde İzmir’e özgü fincanda pişen Türk Kahvesi içmenizi tavsiye ederim. Dinlendirici bir sokak molası için ideal…

Kızlarağası Hanı

Kızlarağası Hanı avluda çay sohbet müdavimleri…

Kızlarağası Hanı‘nı gezmeden olur mu? Daha önce üst katlara çıkmamıştım, hepsini dolandım. Pikaptan sevemedim kara gözlüm seni doyunca melodisi yükselen vintage dükkanlar, neyzenlerin nefesiyle başka boyut vaad eden huzurlu bir göz odalar, incik boncuk, antika dolu koridorlar, duvarda belki çok kıymetli bir el yazması ya da modaevinin son diktiği abiyenin salındığı duvarlar… Alt kat biraz daha bildik hediyelikler, atölyeler ve avluda çay keyfi. Kemeraltı Çarşısı büyük bir avm gibidir demiştim ya sinema, opera binası, kafeler,  Harry Potter film platosunu hatırlatan Milli Kütüphane hepsi Konak tarafında sıraya girmiştir. Genç Kemeraltı da diyebiliriz bu kısıma.

Yaz aylarında İzmir tatil rehberi dışındaki yerler sıcaktan hiç cazip gelmeyebilir ama İzmir deniz, kum, güneşten ibaret değil baharda gelip buraları da keşfedebilirsiniz. Begonvil Sokağı’nın yazdığı kadar varmış dersiniz:)

 

 

10 yorum
  • Cevapla Momentos

    5 Nisan 2019, 14:27

    Ah ah.. nasıl güzel geldi bana bu yazı, anlatamam.. ki oldukça sık gittiğim bir yerdir. Kızlarağası’ nda üst kattan manzaraya bakarak kahvemi içmeyi seviyorum.. onca gezdiğim ve bir çok yer keşfetmeme rağmen sütçiçeği tatlıcısını görmemişim.. elgani Ezmecizade’ yi de ben tavsiye edeyim.. fıstık, ceviz ve badem ezmelerini bizzat kendisi yapıyor. Müthiş bir lezzet. Bir de muhteşem bir balık çorbası yapan Bizim Lokanta’ yı tavsiye ederim.. Allahım orda her yemek ayrı bir lezzet.. dışarda kuyruk oluyor, masada yiyenlere bakarak bekliyor insanlar :)) o derece.
    cidden çok keyifli bir yer. İstanbul’ dan Mahmutpaşa, Kapalıçarşı, Eminönü özlemimi gidermeme vesile oluyor. Elinize sağlık çok güzeldi yazı. 🙂

    • Cevapla begonvilsokagi.com

      5 Nisan 2019, 20:37

      Çok sevindim, kendi enerjimi yansıtabildiğim için. Şimdi katlandı. ben de teşekkür ediyorum:)
      Kemeraltı ile ilgili bir alışkanlık oluşturmadan ayrıldım İznir’den ama Hasan Usta’da kazandibi yapıyorduk galiba.. Süt Çiçeği Tatlıcısı benim de yeni keşfim, ama müdavimi çok sabırsız kalabalıklar kadar bir esnafı ne mutlu eder? Hak ediyorlar, süt çiçeği de ne güzel bir isim.. Ezmeciyi aklıma yazdım, meşhur balık çorbası konu oldu ama kazandibi biraz da çerez yiyince ben doydum. Eminönü’nden Sirkeci^’ye çıkarken tam köşede büyük bir Bizim Lokanta var, iki defadır kızımla çorba içtik, yolunuz düşerse orayı da tavsiye ederim. Aslında eklenmesi gereken çok şey var ama iyice uzatmak istemedim. Kumaşçı Akaylar, Hacılar kapanmış oralar da bi zamanlar uğramadan olmazdı annelerimiz için. Kumaş topları, tahta cetvel, makasın kumaşta gezmesi her defa ipnotize bakardım. Ya hu ne tatlı çocuklardık biz .:))
      Eminönü Mahmutpaşa benzerliği konusunda hemfikirim, o gün çok iyi geldi dolaşmak, alışveriş yapamadan bir çarşıda kafa dinlemek..
      Çok sevgiler selamlar..

  • Cevapla Rabia Serteli

    5 Nisan 2019, 15:23

    Sokağa çıkmadan bir bakayım dedim bilgisayarı açtım ama takıldım kaldım. İzmir’i görmek kısmet olmadı ama her zaman ki güzel anlatımınla Kemeraltı’nı gezmiş kadar oldum. Teşekkürler…

    • Cevapla begonvilsokagi.com

      5 Nisan 2019, 20:41

      Çok mutlu oldum gezmiş kadar olmanıza, güzeldir İzmir.. Sadece Çeşme Urla kıyı şeridi değil kent merkezinde de görülmeye değer çok yer var. Ama ben bile yazın sıcaktan her yere gitmiyorum. Dilerim bir tatil programınıza dahil eder, güzel İzmir anıları yaşarsınız.
      Çok teşekkürler Rabia Hanım, selam ve sevgilerimle..

  • Cevapla Derya

    26 Nisan 2019, 23:16

    Ne güzel bir yer, o renkler biberler turşu lar bayıldım ☺️

  • Cevapla Cenk Yankı Zorlu

    28 Eylül 2019, 12:59

    Çok Güzel Bir yazı olmuş emeğine sağlık, Kemeraltı hakkında bilmediğim çok şey öğrendim.

  • Cevapla Ege

    28 Eylül 2019, 13:01

    İzmir Çok Güzel bir Yer

Write a comment