ÖZLEDİM…

Özledim… Beni çağırıyorsun ama erken biliyorsun. Mayıs geldi mi, iyot sirenleri çalar, haydi gel artık dersin. Ama daha var…

Senin belli bir zamanın yok biliyorum, ihtiyacım da var bari yanın sıra yürüyeceğim bir yerlere gideyim bugün. Hava serin de olsa kokunu içime çekeyim. Burun deliklerim, boğazım biraz da ciğerlerim yansın. Sakin bir saat olsun, sadece seni dinleyeyim. Sakin olsun ki ben de konuşayım, sen dinle. Deli demesinler görüp ya da desinler, ne olacak? Bulabilirsem bir kıyı şöyle azaldığın, yanaştığın, ben de yaklaşayım sana. Dokunayım, kaybolacağım sende az kaldı diye hayallere dalayım.

Bahar gelsin iyice, birkaç günlüğüne kaçayım diyorum. Sezon başlamadan, kalabalıklar doluşmadan kıyılarında yürüyeyim biraz. Çocukluğumdaki gibi, ne taşıdıysan kıyıya seçeyim, bakayım belki evcilik için oyuncak olur çocuklara, toplayayım. Hem oralarda daha biz bizeyiz. Sesin daha gür çıkıyor, sakinliğini bile dinlemek mümkün. Sessizlik içindeki sakin dalga sesi gibisi var mı? Bazen de çok öfkeleniyorsun, haklısın hepimizde oluyor. Her şeyi birbirine katıyorsun ama sen çok itaatkarsın, ne kadar öfkelensen de yine aynı yerde durmayı biliyorsun. Ya biz?

Alışmışım ya geceleri senin sesinle uyumaya, o yüzden bırakamıyorum belki oraları. Sen benim çocukluğumsun, dertlerimi anlatıp, sevinçlerimi fısıldadığım, kavuşmalara doyamadığım sevdiğim gibisin.

Sabırla beni dinleyen, hep kucak açan vefalı arkadaşsın sen. Özledim, bekle az kaldı… Böyle karşıdan bakmakla olmuyor, bu kadar resmiyet yeter artık ya ayağımı sokup ıslanacağım ya da ellerimle buz gibi suyunla oynacağım. Beton duvarlara, kayaların üstüne oturup bakmakla geçmez özlemin ya içinde ya da çok yakınında olmalıyım. Derinlere dalmaya bir türlü cesaret edemiyorum, nefesim yettiğince gözlerimi açıp dolanıyorum diplerde ama uzun keşifleri gözüm kesmiyor. Ya tanıdığım kadarını seviyorum ya da daha çok tanırsam sevmem diye korkuyorum. Eskiden çok açılırdım, kıyı giderek küçülürdü, şimdi yine derinlerindeyim ama dönüşü daha çok hesap eder oldum. Büyüdüğümü, olgunlaştığımı hissediyorum seninle ama yine parmaklarım buruş buruş olana kadar çıkmıyorum. Seni sevmek yorulup, artık yeter deyip tam çıkacakken tekrar geri dönmek, bir kulaç daha bir kulaç daha diyerek uzatmak zamanı. İyice susayıp, acıkıp nihayet pes etmek istemeye istemeye. Bazen sadece yanında olmak, sohbet, varlığını bilmek iyi gelir ya dost gibi öyle işte…

                        

 

10 yorum
Write a comment