Beledi Dokuması Gönül Dokuması

Beledi Dokuması Gönül Dokuması

Beledi dokumalarının son ustası Saim amcayı tanıdığım için şanslı hissediyorum kendimi. Gerçi üzerinden çok yıl geçti ama Ondan Tire’nin meşhur el sanatının yaşayan tarihini öğrenmekle kalmadım, insana manevi güç ve idealler aşılayan kıymetli bir büyüğü de ekledim hafızama. Hep tekrar gideyim ziyaret edeyim istedim,  yakın zamanda Tire eşrafıyla bir alışveriş yapınca yine merakım tazelendi. Araştırınca Saim amcanın 87 yaşında ve hala dokuma tezgahının başında zanaatkar yetiştirdiğini öğrendim.

Başta kızı, torunu ve bu sanatın tüm inceliklerini öğrettiği Ethem Tıpırdık bayrağı devir almış. Tire Belediyesi’ne bağlı Kadın Danışma Merkezi’nde bu sanat devam ediyor. Beledi dokuması gönül dokuması yazdım başlığa, çünkü gönül insanı olmadan yüzyıllar boyu sürer mi bu işler? Hem de ne zorluklarla… 70 yıldır tezgahının başında ilmek ilmek bu ince sanatı icra eden Saim Bayrı ile sohbetimizden notlar paylaşmak istiyorum. Hem burada kayıtlı kalsın hem çok kıymetli Saim amcanın sohbetine siz de katılmış olun.

Mekik değil gönül dokur belediyi…

Tezgahın başına geçince Beledi dokuma ustası, her uzvu şuurla çalışır. Ayaklar, eller, gözler… Hepsi ayrı üretir, sonra da zihinlerde saklı motifler harmanlanır. Beledi dokumalarının Tire’deki son ustası Saim Bayrı Ekinhisar mahallesindeki mavi badanalı, geniş avlulu evine bizi buyur ettiğinde sanki temmuz sıcağını davranışlarına giydirdi, sanatındaki ve anılarındaki coşkusunu da bir bardak soğuk kuyu suyu gibi ikram etti.

Esas pirimiz Veledi Emin’dir diyor Saim Usta. Beledi ismi de oradan geliyor, tarihi Osmanlı dönemine 500 yıl önceye dayanan Beledi dokumalarının serüveni Tire’de Işıklı mahallesinde başlamış. Yunanlı’nın giderken tahrip ettiği Işıklı’dan sonra Ekinhisar’da bugünlere gelinmiş. Zamanında 200’e yakın tezgah varken bugün sadece Saim Bayrı’nın tezgahı var.

Dokunmak nefestir dokumaya

Bilgisayar çiplerini andıran Beledi dokumalarında ayak sayısı 13’e kadar çıkar. Bu işi zorlaştırır ama ustanın kabiliyetini, yörenin özgün Ege havasını daha fazla desen ve renk olarak yansıtır tezgaha. Boynuzdan yapılan mekikler uzun süre insan eli değmezse güvelenirmiş,  İnsan gibi konuşmak, dokunmak, paylaşmak  bu yöresel el sanatında biçim bulmuş, tahtaya, ipliğe dokumaya nefes olmuştur. Bademli, süleyman, kelebek en gözde desenlerden. Hepsinin kendine özgü kalıbı var, hepsi sanatını icra eden ustanın maharetini, hafızasını, gönül vermişliğini yansıtıyor. Saim usta gözleri ışıl ışıl parlayarak ekliyor. “Bana bunca deseni, rengi nasıl aklında tutup dokuyorsun diye sorduklarında, Cenab-ı Allah’ın lütfu ve kabiliyeti diyorum..”

beledi dokuma tezgahı

Beledi ustası Saim Bayrı’nın ömürlük dokuma tezgahı

Her ilmek her çözgü emek

Saim Amca’nın evinin avluya bakan odasında yer alan dokuma tezgahı Onun atölyesi, bahçede ve evin her yerinde de türlü çeşit malzemeleri duruyor. Aslında evinin her yanı atölyenin bir parçası gibi. Saim Bayrı’nın her sözünde ve halinde bir el sanatını, kültürü sahiplenmenin hatta emanet almanın gururu ve ciddiyetini gördüm. Çocuklarından söz eder gibi anlattı… Dokumanın özü iplikler, orlon, yünlü, pamuklu, simli çeşit çeşit. Boyamak, sarıp kalem haline getirmek derken bir kaç kez geçer ustasının elinden. Çözgülerin geçip kumaşın sıkıştırıldığı tezgah kayısı ağacından, diğer ayaklar ise gürgen ağacından yapılmadır. Kainattaki her şey gibi hepsinin ayrı bir hikmeti ve görevi vardır.

Atadan babadan aldığı sanatı bugünlere getiren Saim Usta’nın en yakın yardımcısı hanımı ve 3 kızı olmuş. Çünkü zordur, emek ister Beledi dokumaları… Kimi zaman 3 kişi oturur tezgahın başına bir motif çıkartmak için.  Kelamıyla ve sanatıyla Rabbini tespih eden Saim Usta’nın maddi manevi mirası, geçim kaynağıdır beledi dokuması ve ailesinin bir parçası gibidir. Gönlünden dilinden dökülenlerde ise yitip gitmekte olan bu sanatı öğretmek, el vermek isteği var.

Saim Amca ile sohbet ettiğimiz zamanlarda Hac heyecanı da vardı. Evinin yemyeşil avlusunda heyecanlarına tanıklık etmek çok mutluluk vericiydi. İlk defa duyduğunuz bir el sanatını araştırmak için atlayıp gidiyor, sorup buluyorsunuz ve kapısını çalıp Allah’ın selamını verip tanış oluyorsunuz. Ve sonrasında da kısaca yukarıda anlattıklarımız… İçinde bolca tefekkür, teslimiyet ve samimiyet olan bir hayat hikayesi.

Osmanlı’da saraylarda kullanılan beledi dokuma, doğduğu İzmir’in Tire ilçesinde, son ustasının tezgahında zamana uyarlanıyor. Konunun en güzel tarafı Saim Bayrı’nın emaneti güvenli ellere teslim etme gayreti ve başarısı. Beledi dokumasının geçmişi, bugünü için lütfen şu haberi okuyun. Son usta, beledi dokumasını tireli kadınlara öğretiyor.

Beledi dokumaları artık kıyafet, çanta, ayakkabı, şal, masa örtüsü, runner, yastık, peçete olarak farklı alanlarda kullanılıyor ve fuarlarda sergilenip uluslararası pazarda da adını duyuruyor. Saim Usta’nın torunu Nurefşan Yaykal bu sanatı hem öğretiyor hem de tekstil hacmi oluşmasına çalışıyor. “Tire’ye özel derviş sabrının ürünü Beledi Dokuması kumaşlar” sloganıyla instagram hesabından dedesinin el emeği göz nuru el sanatını tanıtıyor. Kuşaklar boyu yaşatılan bir zanaat, kültürel miras elçiliği ve erkeklerin oturduğu tezgahın başına geçen kadınların hikayesi.

Saim amcaya hürmetler, el verdiği talebeleri ve çocuklarına da gönülden başarılar…

6 yorum
  • Cevapla MELTEM Cavusoglu

    15 Haziran 2020, 12:03

    Çok çok çok güzel olmuş yazı…
    İlk fırsatta Tire’ye gitmeli Saim amcayla tanışmalı..
    Bir Bursalı olarak çocukluğumun yazlarının geçtiği ara sokaklarında ipek dokuma tezgahlarının tıkırtılı melodisinin tanıdık notalarını tekrar duymayı o kadar isterim ki…Bu yüzden bu kadar heyecan duydum yazıyı okurken
    yaz sıcaklarında öğlen güneşinde ananemin evine değilde mahallede içinde kocaman bir dut ağacı olan geniş avlusunda tulumbası olan asiye teyze vardı dokuma tezgahını camın pervazına kafamı dayayarak izlerdim buz gibi tulumba suyuyla yıkadığımız elimiz yüzümüz ıslak ıslak tıkır tıkır ne mutluluk…
    Yazıda Saim Amcanın fotoğrafı da olsaymış keşke…Çok aradı gözlerim
    eline sağlık tekrar tebrikler…

    • Cevapla begonvilsokagi.com

      15 Haziran 2020, 12:50

      Çok teşekkür ederim. Yazının aslı teee ne zamandan:) İzmir’de haber dergisine freelance yazıyorum, genel yayın yönetmeni Tire Beledi Dokumalarını yazar mısın dedi. Atladım gittim Tire’ye, Saim amca son usta, onu buldum, sohbet ettik, evinde misafir etti hanımıyla, atölyesini gösterdi. O yılda hacca gidecekti yanılmıyorsam, ben de zaten o moddayım hem söyleşi hem yarenlik unutulmaz bir tanışma oldu benim için. Sonra bir daha fotoğrafçı Mustafa bey vardı, onunla gittik. Fotoğrafları çekildi, çıraklık eğitim merkezini gezdik. O günden beri hiç unutmadım, Tire’ye de bu yıl inşallah giderim yine.
      Röportaj Aksiyon dergisinde yayınlandı, ama şimdi netten bulma şansım yok, Aksiyon da fetöcü çıkmasın mı? Ben ne bileyim.. Allah’tan yazılarımın olduğu dergileri arşivime koymuştum.
      Fotoğrafını koymadım ama link ekledim, “son usta beledi dokumasını Tireli kadınlara öğretiyor” a tıklarsan görebilirsin. Bugün torunu facebook paylaşımı üzerinden mesaj yazmış, selamınızı ileticem çok duygulandım demiş, ben de mutlu oldum. Gidip sarılasım var..
      Yolun düşerse Tire’ye gidin, salı günü de pazarı var. Çok güzel bir atmosferi oluyor, tam Ege..
      Bursa’da sizin mahallenin oralar gerçekten çok güzel. Tadı damağımda kaldı desem yeridir. Hem Osmanlı hem maneviyat, zengin yaşanmışlık izleri ile çok başka bir havası var. Ben de niye bolca Bursa fotoğrafın yok diye merak ediyorum aslında. İstanbul, tarihi yarımada belki çok malzeme sunuyor fotoğraf olarak, keyifli de ama Bursa sokakları da bu anlamda el değmemiş. Belki temiz kadraj yakalamak için çok yoruluyorsun İstanbul’da, bir kalabalık bir hengame ama Bursa’da yalınlık var. Çok şanslısın ipek tezgah tıkırtılı, tulumbalı, avlulu, Asiye teyze’nin de olduğu bir mahallede yaşadığın için. Bursa seni çağırıyor desem yeterli gaz vermiş olur muyum:)

      Beni de avlunuza misafir eden sıcaklıkta yorumun için teşekkür ederim.
      Selam ve sevgilerimle..

  • Cevapla Görkem CAN

    5 Temmuz 2020, 09:59

    Böylesine kıymetli ve derin emekler verilen değerleri alıp kullanmam asla mümkün değildir. Duvardaki geyikli halılara bile acırım. Bana emeğe saygı göstermiyormuşum gibi geliyor. Su gibi akan bir yazı olmuş tebrik ederim.

    • Cevapla begonvilsokagi.com

      5 Temmuz 2020, 12:29

      Duvardaki geyikli halılar bir dönemin metaforu adeta, kimine çocukluk kimine anneanne/babaanne kimine de uzak diyarlar hatırlatır. Haklısınız, el dokuması olmasalar bile emek ve anlam taşırlar. Saim Amca beledi dokumalarını anlatırken gözleri dolmuştu, benden sonra kim devam ettirir derken sesi burulmuştu. Ama işte başarmış, bayrağı devretmiş.. Koca yürekli büyüklerimiz, var olsunlar, sağ olsunlar.

      Görüşleriniz için çok teşekkür ediyorum. Sitenizi inceledim, zaten deneyimleriniz hayli çok ama bu yeni sayfada da başarılar diliyorum.

  • Cevapla Gürhan

    13 Eylül 2020, 20:37

    Elinize emeğinize saglik

Write a comment