Amerika’da Başarılı Bir Türk Prof Şükrü Emre

ABD'nin en iyi doktorlarından biri Prof. Şükrü Emre

Prof. Dr. Şükrü Emre ile yıllar önce röportaj yapma fırsatı bulduğumda dünyadaki en başarılı on doktor arasında gösteriliyordu. Bugün de alanında dünyanın en iyilerinden bir Türk hekim, hem akademik çalışmalarını sürdürüyor hem binlerce karaciğer nakli operasyonu ile insanlara umut oluyor. Gurur verici bir tablo bu, gerçi gönlü burada Sayın Emre’nin biliyorum ama şartlar neden bir türlü o hayal ettiğimiz seviyeye gelmiyor diye düşünmeden edemiyorum. Bugüne değin zaman zaman Dr. Şükrü Emre’nin izini hep sürdüm, motivasyon kaynağı olmasından ziyade çocukluk arkadaşımı karaciğerini saran kanser ile kaybetmiş olmak da konuya merakımı tetiklemişti. Arşivimde duran röportajın ardından Amerika’da başarılı  bir Türk Prof. Şükrü Emre ‘nin geleceğe dönük çığır açacak yeni projelerinden de söz etmek isterim.

Bir Türk ki ABD’nin en iyisi

“Ülkeye hizmet için mutlaka ülkenizde yaşıyor olmanız gerekmiyor.” Bu sözler, başarmayı ve hep daha iyisini başarıp faydalı olmayı düstur edinmiş bir meslek anlayışını ifade ediyor. Sözlerin sahibi ise Dr. Şükrü Emre…

Amerika’da karaciğer transplantasyonu alanında çalışan ve dünyadaki en başarılı on doktor arasında kabul edilen Dr. Emre ırk, dil, din gözetmeden tüm insanlara ve Türk doktoru kimliği ile ülkesine hizmet veriyor. Kendisiyle tatil için geldiği Çeşme’de görüştüğüm Dr. Şükrü Emre 1953’te  Konya/Ereğli’de doğmuş. Çiftçilikle uğraşan babalarını çok küçük yaşta kaybetmişler. 4 çocukla dul kalan anneleri onları her zaman cesaretlendirmiş, eğitimlerine önem vermiş. Şükrü Emre’nin diğer üç kardeşinden biri İstanbul Üniversitesi Nöroloji Bölümünde profesör, biri Haydarpaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde kardiyolog doçent, bir kardeşi de petrol mühendisi ve doktora yapıyor. Gurur duyulacak Türk anasının gurur duyulacak evlatları…

Prof. Dr Şükrü Emre

Bir Türk doktor ki dünyanın en iyisi…

Karaciğer naklinde dünyanın en iyi doktorlarından biri…

İstanbul Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra ihtisas, askerlik, zorunlu hizmet derken 1988’de tekrar İstanbul’a dönen Dr. Emre doçent olduktan sonra karaciğer transplantasyonunu daha iyi öğrenmek için Amerika’ya gider. Bu konuda dünyadaki en iyi üç hastaneden biri olan New York Mount Sınai Hospital’da pediatrik karaciğer transplantasyonu ve eğitimden sorumlu bölüm direktörlüğü görevini üstlenir. Dr. Şükrü Emre Amerika’da yaşıyor ama Türkiye gündeminden uzak değil, kendi alanının dışını da gözlemliyor ve düşünüyor.

Amerika’da başaran yükselir…

-Amerika gerçekten rüyalar ülkesi mi? Kişilerin kariyerlerini geliştirip, olgunlaştırma noktasında nasıl bir imkan sunumu var?

-Amerika hem rüyalar hem kabuslar ülkesi. Çalışanlar için rüyalar ülkesi, çalışmayanlar için kabus. Orada yükselme başkalarını aşağı çekmekten geçmiyor. İyiysen daha iyisini yap. Bürokrasi var ama bürokratik engeller yok. Bana göre Amerika’nın 2 önemli özelliği var; çalışırsanız önünüzde birtakım imkanlar açılıyor. İkincisi tıpta korkunç bir devinim var.

-Sanırım büyük anahtar özelleştirme. Ne dersiniz?

-Evet, ekonomi çok önemli. Özelleştirme de ekonomi ile paralel. Asgari ücret ne kadar Türkiye’de? Lüks bir lokantada ailece yiyeceğiniz yemek parası. Hekimlerin aldığı maaş ortalama belki de çocuğunuzun gideceği iyi bir okulun masraflarına karşılık gelir. Anne babanın en büyük idealidir çocuklarına iyi bir eğitim vermek. Bunları yapamıyorsanız, iş yapmak çok zor. Bana göre çözüm özelleştirmeden geçiyor.

-Amerika süper güç, kosmopolit ülke. En çok beyin göçünün yaşandığı bu ülkede liberal yaşam anlayışının yanında bu özellik de önemli bir faktör gibi görünüyor. Ne dersiniz?

-Kesinlikle doğru. Çok değişik ülkelerden değişik insanlar birbirlerinin kültürlerine açılıyorlar. Farklı etnik yapılarından kaynaklanan daha kuvvetli olduğu alanlar var, insanlar bunlardan yararlanabiliyor. Kültür mozaiği insanları daha üretken hale getiren önemli bir unsur. Türkiye’den başta ABD olmak üzere gelişmiş dünya ülkelerine ciddi bir beyin göçü var ve ülke olarak bundan muzdaribiz.

-Türkiye Amerika’dan bakınca nasıl görünüyor?

-Türkiye’ye senede en az bir ya da iki defa geliyorum. Gündemi internet ve Türk basını aracılığı ile takip ediyorum. Ülkemle ilgili bazen çok umutlanıyorum bazen de ümitsizliğe kapılıyorum. Ümitlendiğim şeylerin başında özel şirketlerin başarısı , yeni iş alanları, teknolojik ilerlemeler hatta başka ülkelere hizmet transferleri geliyor. Amerika’da bile bir alay Türk şirketi var, çok da başarılılar. Bunları görebilmek bir Türk olarak gurur verici. Ülkenin iyi idare edilmeyişi, yolsuzluklar olması üzücü. Türkiye daha iyi şeylere layık, inşallah o günleri de göreceğiz.

Prof. Dr. Şükrü Emre

Bu gülümseme karaciğer nakli yapılan binlerce insanın yaşam sevincini taşıyor.

Çalıştığının karşılığını almalısın…

-Türkiye’de neler sağlansaydı şimdi Amerika’da olmazdınız?

-Birincisi ekonomik rahatlık. Özel muayenehane açmadan üniversitede kalıp ekonomik rahatlığa ulaşmak son derece güç. İnsanların çalıştığı ölçüde para almaları ve ekonomik rahatlığa ermeleri bence doğru bir kavram. Türkiye’de bu kavramın geliştirilmesi lazım.

-Türkiye’den Amerika’ya gelip tedavi olanlar var. Avrupa ve diğer gelişmiş ülkelerden gelip tedavi olanlar da var mı?

-Benim çok değişik ülkelerden hastalarım var. İtalya’dan, Endonezya’dan, Japonya’dan, Arap ülkelerinden… Ama İngiltere, Almanya, Fransa pek yok, oralarda tıp sistemi kendi içlerinde yeterli. Türkiye’den trafik yoğun.

-Gelen hastaların belli bir ekonomik potansiyele sahip olmaları gerek sanıyorum.

-Sanıldığı gibi değil. Devlet kanalıyla, sigorta ve emekli sandığı kanalıyla gelen insanlar var. tabii karaciğer transplantasyonu Türkiye’de yeteri kadar yapılamadığı için çok hasta olanlar beklediklerinde hayatlarını kaybedeceklerinden devlet tarafından gönderiliyorlar. Kalp hastalıkları konusunda da Türkiye’den çok büyük bir akım var.

Sistem kötüleri kendi ayıklıyor…

-Türkiye’de yapılamadığı için mi iyi yapılamadığı için mi?

-Türkiye’de cerrahi olarak iyi yapılmaması söz konusu değil. Ama ameliyat sonrası bakım ameliyata eş oranda önemlidir. Bunların yapılmasında sanıyorum büyük sorunlar var. İkinci bir konu; Türk insanının Türk hekimine güveni ne kadar? Bu kafamda her zaman soru işareti. Ben Türk hastalarıma sorduğum zaman, “bir hekime gittim bir şey dedi, diğeri başka bir şey kafam iyice karıştı. Bir de gelip burada sorayım.” diyorlar.

-Başarı ölçüsü kişisel potansiyel midir, yoksa tam ekipmanlı bir hastane midir?

-İkisi de. Yeterli ekipman olmadığı yerde yeterli takip mümkün değil. Amerika’daki sistem kendi içinde kötüleri kendi ayıklıyor.

-Amerika’da yaşarken Türkiye’nin en çok nesini özlüyorsunuz?

-Eskiden çok şey vardı. Şimdi dünya küçüldü. Bizim metropolitan area dediğimiz New York, New Jersey ve Connectıcut’ta 106 tane Türk lokantası varmış. İnsanın ülkesini özlememesi mümkün değil. İnsanını, sohbetini, Boğaz’da oturup çay içmeyi, eşini dostunu özlememek mümkün değil. Bunlar ana şeyler ama çalışma hayatı içinde bunlar ikinci plana itiliyor. Sadece çalıştığım hastanede 7-8 Türk var. Size enteresan bir anımı anlatayım. Bir gün arkadaşım gel New Jersey’e hamsi yemeye gidelim dedi. Günü birliğine hamsi getiriyorlarmış Türkiye’den. Bu aslında Türk’ün ticari kafasını da gösteriyor.

-Türkiye’ye geldiğinizde ilk neler batmaya başlıyor?

-Trafik. İstanbul’da trafikten çok tedirgin oldum. Kimse kural tanımıyor.

 

Aklın ve emeğin milliyeti yok…

Tıp bilimine yön veren 100 Türk’ten biri olan Prof. Şükrü Emre Amerika’da yaşasa da bütün insanlığa hizmet ediyor, çalışmalarının bir ayağı da Türkiye’de. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın başlattığı şehir hastanelerine organ nakil mükemmeliyet merkezi kurulması, dünyanın sayılı organ nakil merkezlerinden olan Malatya İnönü Üniversitesi’nin çalışmalarına destek gibi pek çok projenin içinde adı geçiyor. Amerika’da Yale Üniversitesi Organ Nakil Merkezini kuran Prof. Emre bütün dünyanın takdirle izlediği çalışmalarını burada yürütüyor.

Tıp mucizesi ile domino etkisi…

Literatüre tıp mucizesi olarak geçen organ nakli 2005 yılında gerçekleşti. Organ bağışı yapılan bir karaciğeri parçalayarak 5 yaşındaki bir çocuk ve yetişkinin hayatı kurtulurken, yetişkinin karaciğerinin sağlam parçası da başka bir hastaya hayat oldu. İnsanlığa hizmet etmek ne kadar ulvi bir emek. Aklın ve emeğin milliyeti yok derken bunu kastetmiş olmalı Dr. Şükrü Emre. Tıp dünyasının merakla beklediği hayvandan insana organ nakli, 3 boyutlu yazıcı tekniği ile yapay organ yapımı ve karaciğeri hücrelerine ayırıp hücre nakli ile tedavi de süren çalışmalar arasında… Ne diyeyim, Allah yolunuzu açık etsin.

Dr. Şükrü Emre aynı zamanda naif ve hoş sohbet bir insan. Hiç unutmuyorum, röportajı bitirdik ses kayıt cihazına bir baktım hiç kayıt yok. Acemiliğime mi yanayım, mahcup oldum ona mı? Şükrü Bey’le baştan bir genel tekrar yaptık, yoruldu belki ama bana belli etmedi. Yazıyı hazırlarken haberleştiğim Şükrü Emre’ye Türkiye’den selam ve sevgilerle çok teşekkür ediyorum.

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerine “ilk ders” olarak söylediklerini de buraya eklemek isterim.

“Kafanız ve yüreğiniz temiz olsun, insanlara yardım edin. Şartlar ne olursa olsun, ailenizi hiçbir zaman unutmayın. Başlangıçta âşık olursunuz, sonra aşk biter ama arkadaşlık başlar, bunu besleyin. Hastaları ailenizin bir ferdi gibi görün. Ailenize yaptığınız tedaviyi onlara da yapın. Kararlarınızı verirken mutlaka güvendiğiniz birinin fikrini alın. Verdiğiniz kararlar şahsi olmasın, toplumun yararına olsun. Bilimsel düşüncenin ne olduğunu anlayın, doğru soruyu sormasını bilin, araştırın. Hiçbir zaman başkalarıyla yarışmayın, kendinizle yarışın; çünkü herkesin yeteneği farklıdır.”

 

2 yorum
  • Cevapla Recep Hilmi Tufan

    24 Mart 2020, 06:38

    Görsellerden anladığım kadarıyla yaptığınız röportaj daha önce matbu bir şekilde yayımlanmış. Nerelerde çalıştınız daha önce?

    Dr. Şükrü EMRE gibi hekimlerimizin olması sevindirici. Gururlandık. Teşekkür ederiz. #AsBayraklarıAs!

  • Cevapla begonvilsokagi.com

    24 Mart 2020, 12:16

    Aksiyon aktüel/haber dergisinde yapmıştım bu röportajı, bir dönem freelance olarak çalışmıştım.Aslında link verip, üzerinde çalışılan projeleri ayrıntılı yazacaktım ama bulamadım o linki.

    Çok kıymetli bir bilim insanı, asıl gayesi hizmet ve fayda olanların nasıl egodan arındığını görmek de ümit veriyor insana. Ülkemiz ve insanlık adına çalışan herkesin yolu açık olsun. Teşekkür ederim.

Write a comment