Yedinci Kıta ve 11 Milyon Ağaç

Yedinci Kıta

Yedinci kıta varlığını öğrenince cehennem nerede sorusuna, elinin köründe ya da burnunun dibinde cevabı çok uygun düşüyor. İnsan merak ediyor tabi, gitmeyi hiç düşünmese de cehennem nerede, şu an kurulu mu, nasıl, neden, niçin? Dünyanın kaynayan merkezinin cehennemin bir parçası olduğu söylenir. Yaradan’a her şey kolay, üstelik bizim akıl seviyemize indirmesi de gerekmez. Amaaa Yedinci Kıta denilen yanmaz bitmez plastik ve atık oluşumunun insan eliyle yapılmış bir cehennem odunu olmadığını kim iddia edebilir? Ah biz ah, yine sıktık ayağımıza, yok bayağı kafamıza… Bir yandan da ya ne yapsak ne etsek dünya elden gidiyor, kendimi geçtim çocuklar, torunlar var diyen bir grup var. Onlar da 11 milyon ağaç dikelim demişler. Yedinci Kıta ve 11 milyon ağaç… Cennet nerede? Cehennemin olduğu yerde…

Senin sesin ancak sen susarsan kesilir!

Hangi ucundan tutarız bilemedim şimdi… Plastik sever bir koca güruh var. Ben sevmem, 3 kuruş fazla olsun cam/porselen olsun. Eskilerin daha sağlıklı daha canlı olmasının nedenlerinden biri de bu belki. Plastiğin sadece çamaşır leğeni ve güğüm olduğu bir hayat. Çocukluğumdan melamin tabak furyasını hatırlıyorum. Hayatımıza sinsi giriş, malum sonrası geldi. Ayranların, meşrubatların cam şişede olduğu güzel günler. Sofrada kenarı çiçekli porselen tabaklar, yoksa pırıl pırıl çelik de olur, hem saklar hem ısıtır hem de yersin. Ama dünyanın sonunun gelmesine yaklaşık 100 yıl kala (Az kaldı onu hepimiz biliyoruz), düşünmeden satılan ve atılan plastikler 7 milyon ton ağırlığında ve 3.4 milyon kilometre genişliğinde yak yak bitmez bir cehennem olmuş, adına da yedinci kıta denmiş.

Modern zaman sorununa arabesk bir yaklaşımla diyorum ki “Senin sesin ancak sen susarsan kesilir!” Şimdi burada oldu mu bu demeyin, bu konuya damardan gitmek lazım. Attığımız çöpler kıta olup, bizi yutmadan demeli, itirazım var…

Geleceğe Nefes Ol Kampanyası

Fidanlar ağaca, ağaçlar ormana dönsün.

11 Milyon Fidan

Şimdiye kadar bir defa büyük bir organizasyonla fidan dikme etkinliğine katıldım, gerçekten mutlu ediciydi. Bireysel olarak da bir kez çam fidanı diktim, babamın mezarının başına. Tuttu, büyüdü ama bir gün ziyarete gittim ki yok! Çalmışlar… Sordum, dediler ki her yılbaşı öncesi maalesef bunu yaşıyoruz. Bu konu da bir başka… Ağaç kesip süsleyip atana mı, bunu sahiplenene mi yoksa kabrinde bile rahat bırakmadan insanın dikili ağacına göz koyana mı yanarsın? Cehennem lüzumsuz değil, cennet de ucuz değil.

Bu yıl 11 kasımda düzenlenecek 11 milyon ağaç dikme kampanyasına kızlarımla katılmak istiyorum, onlar da bu heyecanı yaşasın.  Katılım yüksek gözüküyor, bu sevindirici ama beton dikme hızı ile karşılaştırınca çok az. Keşke her dikilen binaya zorunlu olacak bir “binanı ağaçlandır” projesi de olsa. İstanbul’da herkesin orman, koru görme şansı yok. Yaşadığın alanda cılız bir fidanla bile karşılaşmak fikri güzel aslında. Geleceğe nefes kampanyasına katılmak isterseniz, ayrıntılar burada…

Bozacılar ve şıracılar toplanmış, toplanmış…

Toplumsal farkındalık denilen kavram iyi hoş da, iş işten geçmeden yapılsa daha iyi olmaz mı? Yedinci Kıta denilen plastik ve atık yığını Türkiye’den 5 kat büyük hale gelmeden, aysberg gibi görünen yüzünden çok, okyanus dibine kadar ulaşmadan mesela. Ozon tabakası delinmeden mesela… İnsanın kendi cehennemini oluşturması ne acı ironi değil mi? Üstelik kaçacak yer de yok, ne zengine ne fakire. Denizlerde süzülen plastik poşetleri balıklar, kaplumbağalar denizanası sanıp iştahla yiyormuş biliyor musunuz? Balık hafızası işte, belki yedikten sonra bu bizim deniz anası olamaz diyordur ama iki dakika sonra yine poşet kovalamaca devam. Daha bitmedi, yediğimiz balıklarla biz de alıyoruz o plastikleri. Bu da bir geri dönüşüm, belki de adaletli geri dönüşüm. Düşünmeden doğayı kirleten insanın attığını yemesi…

Bu yıl haber, etkinlik, İstanbul 16. Bienali ana konusu derken 7.kıta konusunu herkes bir şekilde duydu, öğrendi. Yakın zamanda gıda mühendisi bir arkadaşımın plastik atıklarla ilgili bir etkinliğe katılacağını öğrenince, arayıp ben de geleyim bu konuyu çok merak ediyorum dedim. Bu öyle bir etkinlik değil, sanayi bazında ve plastik üreticileri düzenliyor dedi. Neyyy, bozacılar ve şıracılar toplantısı. Arkadaşım harbi biridir, onu tenzih ederim ama çözüm çığırtkanlığı yapanlar çoğunlukla sorun üretenler oluyor dünyada da bizde de. Minik adımlar, bireysel çabalar ve gözü kara, yorulmaz çevrecilerle ne kadar olursa artık.

Yedinci kıta oluşumunu epey araştırdım, Barış Özcan aşağıdaki videoda çok iyi özetlemiş.

Yeşil olmayan, beton dolu bir dünyada ne kadar daha yaşanır ki? Üstelik kaçacak bakir yedinci bir kıta da yok. Hayvanlara da yazık, bizim yüzümüzden çektiklerine bakın. Ama ümitsizlik yedinci kıta varlığından daha tehdit edici. Haydi ağaç dikmeye gidiyoruz, az tüketip az atık çıkartıp çok yaşıyoruz, iyi yaşıyoruz. Ölene kadar…

 

2 yorum
Write a comment