Şehir Hepimizin

#ŞehirHepimizin

Umut ve heyecanı hiç yitirmeyeceksin, çünkü hayat ikisiyle canlı ve devamlı. Havf ve reca üzerine yaşam bu. Korkumuz sadece haksızlık yapmak ya da buna sessiz kalmak olsun. Umut ise her zaman… Eğitim ve öğretim dönemlik değil ömürlük kavramlar, kısa gün hesabı yapan zihniyetle ne kurgulanır ne de uygulanır. Aslında bu konulara siyaseti hiç karıştırmamak lazım ama ne mümkün? Sağ, sol, merkez, orta fark etmez hangi görüş ya da fraksiyon olursa olsun Hakkın yolu bir, aklın yolu bir. Gencecik insanların gelecek umutları üzerinden çıkar dövüşü yaptırır mıyız? Şehir hepimizin, okuyan herkesin de desteğini bekliyorum. Ama biraz daha anlatmam gerek…

Biz de şehirliyiz…
serçe kuşları

Serçe kuşları düşünceli…

Ağaç dallarındaki her bir serçe Şehir Üniversitesi öğrencileri olsun. Kökleri kuvvetli, meyve verecek, gölge olacak, nefes verecek güçlü bir ağaçta var olsunlar var etsinler. Bugünlerde bu koca ağaçtaki serçeler tedirgin… Neden? Kimine göre siyasi kimine göre iktisadi mevzular yüzünden. Çünkü bu iki konu da eğitimden ve çocuklarımızdan daha önemli!

Siyasi olmasına da iktisadi olmasına da bir eğitim kurumu çatısı altında yer olmamalı. Devlet taviz verdiyse, hak tanıdıysa hatta zarar ettiyse bile şu saatten sonra sübvanse etmeli ya da sessizce halletmeli. Öncelikle öğrenciler, öğretmenler ve eğitim kurumunun tüm çalışanları bundan uzak tutulmalı. Akredite olmanın önemli olduğu yüksek öğrenimde hesaplaşmalar ya da kararsızlıkların bedelini öğrenciler ya da akademik grup niye bir ömür taşısın ki? Başta devlet,  herkes vizyoner düşünmeli. Kızım üniversiteli oldu, pırıl pırıl hayalleri var tüm akranları gibi. Ve benim gibi her anne baba da bu hayalleri paylaşıyor. Problem varsa üzerimize düşen ne ise yapalım ama filler tepişirken çimenlerin ezilmesine asla müsaade etmeyiz. Bu böyle biline… Sizlerden konuyla ilgili destek ve duyarlılık istiyorum. Biraz bilgi için aşağıda alıntı paylaşıyorum.

İstanbul Şehir Üniversitesi kimdir?

  • İstanbul Şehir Üniversitesi (ŞEHİR), 2008 yılında Bilim ve Sanat Vakfı’nın öncülüğünde kurulmuş bir vakıf üniversitesidir.
  • ŞEHİR, her türlü siyasi ve ideolojik görüşten bağımsız kalmayı ilim yapabilmenin temeli olarak görür ve buna etik kodunda yer verir.
  • Kamu için etkin, özgür ve evrensel bireyler yetiştirmeyi misyonu olarak gören başarılı bir eğitim kurumu, bir kamu tüzel kişiliğidir.
Durum ne?

Türkiye’de ilk defa bir eğitim kurumuna ihtiyati haciz getirildi ve süreç boyunca hukuksuzluklar göz ardı edildi. Başta dünyanın her yerinden gelen ve hayalleri olan öğrenciler olmak üzere, buraya emek vermiş binlerce insanın hayatı bu belirsizlik yüzünden altüst oldu.

Nasıl ortaya çıktı?

14 Ekim 2019 tarihinde ŞEHİR, kamuoyuna Halkbank’ın bütün banka hesaplarına ihtiyati haciz koydurduğunu ve hiçbir mal varlığına ulaşamadığını açıklamıştır.

Ne var ki bu durum yeni ortaya çıkmamıştı ve altında çeşitli motifler yatıyordu: 

– ŞEHİR’e tahsis edilen arazi üzerine tahsisin kaldırılması için birkaç farklı kurum tarafından 15 dava açılmış ve Üniversite ancak bu davaların hepsi  lehine sonlandıktan sonra Dragos Kampüsteki çalışmalarını başlatmıştır. 

– ŞEHİR, araziyi teminat göstererek Kampüsü yapılandırmak için Halkbank’tan yatırım kredisi almaya başlamıştır.

– Davalarda son karar verildikten sonra, dava açma süresi zaman aşımına girmiş olmasına rağmen arazi devrinin iptal edilmesi için TMMOB tarafından 16. bir dava açılabilmiştir(!).

– Halkbank, bu hukuken usulsüzce açılan davayı elindeki teminatın değerinin düştüğünü bahane ederek anlaşmalarını teker teker bozmaya başlamıştır:

  • İlk önce, kredilerin geriye kalan kısmını vermeyeceğini bildirmiştir.
  • Daha sonra, Üniversite krediyi alamadığı için kredi borçlarından birinin faizini geciktirdiği için Üniversitenin bütün Halkbank hesaplarını dondurduğunu açıklamıştır.
  • Üniversitenin mal varlığının çoğu Halkbank hesaplarında olduğu için de ŞEHİR ciddi bir finansal zora sokulmuştur.
  • Halkbank, hesapları dondurduktan üç ay sonra, yine davadan dolayı teminatın riske girdiğini öne sürerek Üniversitenin bütün banka hesaplarına ihtiyati haciz koydurmuştur. 
Üniversitenin hiçbir banka hesabına ulaşamaması demek: 
  • Su, doğal gaz, elektrik, internet faturaları gibi günlük harcamalarını yapamaması; yani, rutin fonksiyonlarını sağlayamaması demek.
  • Çalışan maaşlarını ve yüzlerce öğrencinin bursunu ödeyememesi; yani, bu Üniversitenin desteklediği (1000’den fazlası 87 ülkeden gelen) yaklaşık 8000 insanın hayat standartlarına el sürülmesi demek.
  • TÜBİTAK, ERASMUS, AB gibi araştırma fonlarına erişim sağlayamaması; yani, bu ülkeye katkı sağlayabilecek her türlü araştırmanın önüne ket vurulması demek.

Böylece, yavaş yavaş rutin fonksiyonlarını sağlayamayarak finansal olarak batmaya sürüklenmesi, yani: 

  • 8000 insanın şimdileri ve geleceklerini haksız yere ciddi belirsizlikler içine atmak demek.
  • Bu sayının 1000’den fazlasının kendi ülkelerinden Türkiye’ye ve eğitim ahlakına güvenerek ve yeri geldiğinde belirsizliklerden kurtulabilmek için geldiğini göz ardı etmek, varlıklarını yok saymak demek.
  • Fikrî, dinî, kültürel çeşitlilikler içerisinde bir arada yaşayabilen bir topluluğun güvenli alanını yok etmek demek.
  • Türkiye’de hukuka olan güvenin zayıflatılması demek.
Serçe kuşu

Serçe kuşu küçük diye mi ürkek?

Gençlere, geleceklerine ekonomi ve siyaset karışmasın

Siz ne düşünürsünüz bilmem ama bir karelik an önümde duran bu serçe ve arkasındaki dev çelik pençeli kuş misali kadraj çok manidar geldi bana. Çocukları himaye eder görünürken onları korkutup hatta ezecek büyükler olmamalı arkasında. Tıpkı serçeyi şaşkın kılan dev bir çelik kuş gibi… Sadece kendi çocuğum için değil tüm Şehir Üniversiteliler için #ŞehirHepimizin diyerek destek olmanızı, dilerseniz #şehirhepimizin kampanyasına imza vererek ses olmanızı rica ediyorum.

Devletle polemiğe girip bedel ödemesi gereken o kadar çok kurum, kuruluş, holding varken bir eğitim kurumunun üstelik bir yüksek öğrenim kurumunun prestijini, değerini ve orada emek verip gelecek hayal eden gençleri düşünmeden hareket etmek kabul edilir değil. Vakıf üniversiteleri, şahısların kurduğu özel üniversitelerden çok daha farklı ve güçlü bir yapıya sahipler. Amaç sadece öğrenci yetiştirmek, kar amacı gütmek değil. Hiç bir şey için geç değil, #ŞehirHepimizin öğrenciler, öğretmenler, tüm akademik grup tam bir motivasyonla yollarına devam etsin ve mesele yakışır bir şekilde çözülsün. Ama biz de katkı verelim, çocuklarımız sahipsiz değil, eğitim de, şehir de, ülke de…

Öğrenciler de boş durmuyor, “Üniversite: Mekan, hukuk, yükseköğretim” başlıklı bir etkinlik hazırlığı içindeler. 4 aralıkta planlanan bu etkinlikte panel, fotoğraf sergisi, söyleşi ve röportajlarla seslerini duyurup hep birlikte Şehir Hepimizin diyecekler. Şehirli bir veli, anne, aktivist bir Begonvil olarak yazacaklarım şimdilik bunlar, ben de varım bu sesin içinde derseniz şurada bir imzanız olsun.

Sağcı solcu fark etmez, siyaset üstü yaşamak lazım bu hayatı. Çok teşekkür ediyorum hepinize.

 

6 yorum
Write a comment